|   | 
  • Şizofreni hakkında bilinmeyenler


    Şizofreni hakkında bilinmeyenler
    Şizofreni, insanın kişilerarası ilişkiler ve gerçeklerden koparak, kendine özgü bir içe kapanım dünyasında yaşadığı bir ruhsal bozukluktur.

    Songül YURDAGÜL/SOSYAL MEDYA

    Şizofreni; Eski Yunanca "bölünmek, yarılmak, ayrılmak, parçalanmak" belirtilere sahip bir takım ruhsal hastalık olarak bilinmektedir. Hastalık, algılama ve düşünme yetilerinde meydana gelen bozukluklara bağlı olarak kişinin davranışlarında da değişime, bozulmalara yol açmaktadır. Bu bozulmalar neticesinde şizofreni hastası, kendisini rahatsız etmeye başlayan dış dünyadan bağımsız, kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendi kendine yeni bir dünya kurmasına neden olur. Anlatılmak istenen kişinin iki kişilikli olması değil, aynı anda iki farklı gerçekliğe inanmasıdır. "Gerçek gerçeklik" normal, sıradan bir insanın algılamasına denk düşerken, "ikinci gerçeklik" sağlıklı bir insanın anlayamayacağı, çoğu kez belli bir sisteme dayalı bir gerçekliktir.

    Nüfusun kaçta kaçı

    Şizofreninin ömür boyu görülme sıklığı genel nüfusta %0,5-1'dir. Ancak kan bağı olan akrabaları arasında şizofreni hastaları bulunanlarda, şizofreni görülme sıklığı genel toplumdan daha yüksektir. Şizofrenide genetik faktörlerin rolü iyi tanımlanmış olmakla beraber, bu hastalık yalnızca kalıtımsal faktörlerin değil, birçok koşulun bir araya gelmesi ile oluşur. Yani şizofreni genetik ve çevresel faktörlerin rol aldığı oldukça kompleks bir hastalık olarak bilinmektedir.

    Birçok alt tipi bulunan şizofreni çok değişik gidiş ve sonlanış gösteren süreğen bir bozukluktur. Şizofrenide hastalığın gidişi her birey için farklı biçimde gelişebilir. Hastalığın popüler kültürdeki olumsuz imajına rağmen, hastaların çok büyük kısmı tedaviden fayda görebilirler. Buna karşılık şizofreni hastalarının yaklaşık %25-30'unda, ne tür sağaltım yapılırsa yapılsın, belirgin bir iyileşme görülmez ve bu hastalarda ciddi ölçüde yeti yitimi olabilir.

    Şizofreni tedavisi

    Günümüzde şizofreni tedavisinde çok yönlü bir yaklaşım yararlı bulunmaktadır. Güncel tedavide temelde antipsikotik ilaçlar tedavi edilmekte. Bunun yanı sıra psikoterapiler ve diğer psikososyal yaklaşımlara da başvurulmaktadır. Antipsikotik ilaçların şizofrenide dopamin varsayımını doğrular biçimde dopamin üzerinden etki ettikleri düşünülmektedir. Hastalığın özellikle akut döneminde hastaların hastanede yatarak tedavi görmesi gerekebilir. Bu hastalıkla mücadelenin ve başa çıkabilmenin yolu, bilgi birikimimizi hastalar ve yakınlarıyla paylaşmak ve elden geldiğince bilgilenmeyi arttırmaktır.

    Şizofreni, tahmin edildiğinden çok daha fazla görülen, yaygın bir hastalıktır ; fakat yaygınlığı ve şiddetine karşın, toplum tarafından çok az dikkat çekmektedir. Şizofreni bütün kronik hastalıklar içinde en pahalı olanıdır. Büyüme ve eğitim yıllarını olağan bir biçimde geçiren ve tam üretken olacağı sırada hastalanan bir insan, hem bireysel hem hep toplumsal anlamda ciddi bir sarsıntı yaratır.

    Şizofreni, toplumun büyük bir kesimi tarafından, korku verici, tehdit edici, "delilik"le eş anlamlı, dehşet uyandıran bir sözcük olarak algılanmaktadır. "Deli" sözcüğü toplum içinde aşağılayıcı  ya da küçük düşürücü nitelemeler yüklenerek, bir bakıma hakaret amacıyla kullanılmaktadır. Toplum şizofreniyi bir "damga" olarak algılamaktadır. Şizofreni hastası ve ailesi, bu hastalıkla başetme güçlüklerinin yanı sıra damgayı da taşımak zorunda kalır. Toplumun beslediği bu ağır yük, birçok aileyi bu hastalığı perde arkasında gizlemeye iter. Bu bir bakıma şizofreniyi yirminci yüzyılın "cüzzam"ı  haline getirmiştir. Aileyi hırpalayan ve güçsüz bırakan, en az hastalığın kendisi kadar bu damgayı taşıyor olmaktır.

    Kaynak: http://sizofrenifederasyonu.weebly.com/, wikipedia



    YORUM YAP!

    Ad (Rumuz)

    ..

    Güvenlik Kodu

    Yorumunuz

DİĞER HABERLER

follows

ÜniversiteHaber.com Üniversite ve gençlik gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.